• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/gokhanaycom
  • https://twitter.com/gokhanaycom
  • http://www.instagram.com/gokhanaycom

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Materyal ve Etkinlik Paylaşım Sitesine Hoşgeldiniz.
                                                                                                                            Gökhan AY
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam59
Toplam Ziyaret1599244
DKAB AKADEMİ OYUN
DKAB TABU OYUNU
SEÇME ŞİİRLER
Pano Nesneleri
Dînî Maket Materyaller
SINAV GÖREVİ
TAVSİYE FİLMLER

Paket Program 2

2012-2013 EĞİTİM- ÖĞRETİM YILI

ABANT ORTAOKULU

KUTLU DOĞUM HAFTASI KUTLAMA PROGRAMI

 

Sunucu: Tuğçe ÇALIŞKAN

Sunucu: Sayın okul müdürüm, değerli öğretmenlerim, sevgili arkadaşlar;

             Yüce Yaratıcının insanlığa gönderdiği en son rahmet elçisi , insanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V)’in doğumunun 1442‘nci  yıldönümü sebebiyle hazırladığımız programa hoş geldiniz.

 

Program akışını arz ediyorum.

  1. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı
  2. Gelseydin adlı  şiir
  3.  Veysel  Karani piyesi
  4. Korodan ezgiler
  5. Resimli hadis sunumu
  6. Kapanış

 

Şimdi sizleri Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, aziz şehitlerimiz ve din büyüklerimiz için saygı duruşuna ve İstiklal Marşına davet ediyorum.

 

SAYGI DURUŞU VE İSTİKLAL MARŞI

Sunucu:  Bizler  millet olarak, uzun yıllardan bu yana Peygamberimizin doğumunu büyük bir coşku ile kutladık.

Peygamberimize olan sevgimizin göstergesi olarak; doğan çocuklarımıza O’nun ve ailesinin isimlerini verdik. Oğullarımıza Ahmet, Mehmet, Mustafa;  kızlarımıza Gül, Fatma, Ayşe  dedik… Bahçemize, evimizdeki saksımıza rengârenk gülleri, ona olan muhabbetimizden diktik. Sınırda nöbet tutan askerimize, vatan için şehâdet şerbetini içmeye hazır erimize Mehmetçik adını biz verdik. 

Bizler; iyiyi kötüden ayırt etmeyi, birbirimizi sevmeyi, paylaşmayı, yardımlaşmayı, ahlakın güzelliklerini, dürüstlüğü, doğruluğu, hoşgörünün en mükemmelini, insana saygının en yücesini, şefkat ve merhametin sınır tanımayan boyutunu, adaletin en güzel tatbikatını, kısaca her şeyin en iyisini ve en güzelini, o Rahmet Peygamberi’nden öğrendik.

 7-B sınıfından Sema GÖKMEN arkadaşımızı “Gelseydin” adlı şiiri okumak üzere sahneye davet ediyorum.

GELSEYDİN

Sevgili!
Ümmü Mektum gibi
Seni görmeden sana sesleniyoruz
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
Sanki açınca gözlerimizi
Seni görecekmişiz gibi
Sana sesleniyoruz.

Gelseydin,
Bizim için cennet olurdu gelişin.
Gelseydin,
Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,
'Kardeşlerim' deyişini
Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.

Gelseydin,
Dolaşsaydın sofralarımızı,
Bir tabak fazla görecektin,
Bir bardak, bir kaşık fazla...
Ve sofrada bir yer boş,
Baş köşe! ..
Ola ki Sen lutfeder gelirsin diye.

Gelseydin,
Dolaşsaydın gecelerimizi,
O 'Kutlu Doğum' gecelerini,
Gelişini özlemle bekleyen

Sana hasret yürekler görecektin…


Sevgili!
Gelseydin,
Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan Ashabın gibi,
Eyyüb Sultan gibi,
Kab bin Malik gibi,
Bir fecir vaktinde,
Henüz yirmisinde yirmi beşinde,
Bırakarak yurtlarını ocaklarını,
Hedeflerine ilahi rızayı koyan,
Arkalarına bakmayı ar sayan,
Yiğitler görecektin.
Onlar senin yiğidin,
Elleri, o öpülesi elleri,
Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
Senin köyünün hayaliyle ısındılar.

Gelseydin,
Gecenin zifiri karanlığında,
Uykunun en tatlı aralığında,
Rabiatül Adeviyye gibi Rabbiyle başbaşa gençler görecektin. 

Gelseydin
Veysel Karani gibi seni görmeden seven gençler görecektin.

Gelseydin,
Asr-ı saadet gibi olmasa da,
Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
Yine senin ikliminde yetişen

Sevgili!
Bekliyoruz!

 

 

Sunucu: Arkadaşımıza teşekkür ederiz.

 

Sunucu:

Seccaden kumlardı.

Devirlerden, diyarlardan gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı !

Günler, ne günlerdi, ya Muhammed;
Çağlar ne çağlardı;
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı...

 

Şimdi de sahneye bir  Peygamber aşığını getiriyoruz. O’nun zamanında yaşamış, ama çok istediği halde Peygamberi görememiş biri.. Yemen’li Veysel Karani.. Peygamber sevgisinin ne demek olduğunu gelin ondan öğrenelim. 

 

            

VEYSEL KARANİ PİYESİ

  1. 1.  SAHNE   :

Anlatıcı: Yemen’deyiz... İnsanların çoğu hak dinden uzak, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapıyorlar… Kendine bile hayrı olmayan bu nesnelerden yardım istiyorlar

Onlara hak din İslam’ı anlatacak bir peygambere olan ihtiyaç, günden güne artıyor…

Ebu Seleme:Ne yapıyorsun Ebu’l Kasem?

Ebu’l Kasem:Görmüyor musun Tanrı’mızı temizliyorum.

Ebu Seleme: Peki neden sinirlisin böyle?

Ebu’l Kasem: Veysel!  O uğursuz Veysel sinirlerimi bozuyor. Orda burada Tanrılarımıza laf edip duruyor. Ne alaydan ne hakaretten anlıyor.

Ebu Seleme: Ya hu şu çoban Veysel’i neden bu kadar ciddiye alıyorsun?

Ebu’l Kasem: Onun yüzünden artık çocuklarımız bile Tanrılarımızla alay etmeye başladı.

Ebu Seleme: Yok canım iyi tarafından bak belki Tanrımız şakacıdır. Bak tozunu bile senin almana izin veriyor, yeterince komik..

Ebu’l Kasem: Çarpılacaksın Ebu Seleme kendine gel!

Ebu Seleme: Tamam tamam.

Ebu’l Kasem:Veysel her yerde inadına Allah diyor. Şimdi de tutturmuş kurtarıcı bir peygamber gelecek diye insanların kafasını karıştırıyor. Felaket!

Ebu Seleme:Bunun nesi felaket. Bir kurtarıcı gelse fena mı olur?

Ebu’l Kasem:Ne diyorsun? O zaman putlarımıza ne olacak?

Ebu Seleme: Anlaşıldı, sen yaptığın putları satamayacaksın, ondan korkuyorsun.

(Veysel  ve Ebu Raad ellerinde su dolu kovalarla içeri girerler.)

Ebu’l Kasem: Veyseel! Yine Veysel!! Buranın havası değişti en iyisi uzaklaşmak. Yüce Tanrım gel gidelim buradan. (Giderken putu düşürür.)   Aman dikkat!

     Veysel: Bakın o put kendisini bile koruyamıyor. Sizi nasıl koruyacak!

     Ebu Seleme: Ooo Veysel Raad!  Nereden geliyorsunuz böyle?

     Ebu Raad: Su doldurduk Veysel’le soğuk pınardan.

Veysel: Annem için doldurdum. Soğuk  pınarın suyunu  sever.

Ebu Raad: Ebu’l Kasem çok kızmış görünüyordu.

Ebu Seleme: Veysel’in Tanrılara hakaret ettiğini duymuş, yaptığı putları satamayacağından korkuyor.

(Veysel’e döner.)  Veysel, bu adama karşı dikkatli olsan iyi edersin.

Ebu Raad: Veysel, iyi hoş adamsın da; tutturdun Allah bir, kurtarıcı gelecek diye..  Ne gelen var ne giden..

Veysel: Bir gün hepiniz bana hak vereceksiniz.

     (Ebu Şaab koşarak içeri girer.)

     Ebu Şaab: Veysel, Veyseel!

Ebu Raad: Ne oldu Ebu Şaab ne bu telaş?

Ebu Şaab: Sen haklıydın! Gelmiş, beklediğin kurtarıcı gelmiş.

Ebu Seleme: Ne diyorsun!

Veysel: Biliyordum, biliyordum Allah’ım şükürler olsun, sonunda!

Ebu Şaab: Adı Muhammed. Abdullah oğlu Muhammed.. Mekke’li.. Allah’ın bir olduğunu, kendisinin de Allah’ın peygamberi olduğunu söylüyormuş.

Ebu Raad: Vay canına!

Ebu Seleme: Demek söylediklerinin aslı var ha!

Veysel: (Suyunu alır.) Anam! Anacığıma müjdeyi vermeliyim.

 

KORO: ONLAR ÖNDELER


Geceye adım adım yürüdüler
Korkuya adım adım yürüdüler

Onlar öndeler, onlar öncüler                                    
Hiç düşünmeden bir an onlar öldüler

Yılmadan yıkılmadan direndiler                        
Yaradan adına can verendiler

Onlar öndeler, onlar öncüler                                     
Hiç düşünmeden bir an onlar öldüler

 

 

2. SAHNE:

Anlatıcı:Veysel Karani’nin etrafı puta tapan insanlarla doluydu. Ancak O  putların kurtarıcı olamayacağını, bir olan Allah’ı, aklını kullanarak bulmuştu. Ve sonunda beklediği peygamber de Mekke’den çıkmıştı. Muhammed! 

Anne: Veysel Sen misin oğlum!

Veysel:Benim annem, sana müjde getirdim, O gelmiş!

Anne: Kim, kim gelmiş?

Veysel:Muhammed! Beklediğim özlediğim kurtarıcım! Allah’ın elçisi..

Anne: Dur bi nefes al evladım.

Veysel: Adı Muhammed’miş, Mekke’de yaşıyormuş. İnsanlara Allah’ı anlatıyormuş.

Anne: Ben zaten hep inanmıştım sana, biliyorsun.

Veysel: Bilmem mi anacım…Şimdilik ona inanların sayısı fazla değilmiş. Hatta O’nunla alay ediyorlarmış.. Anne! O’nun yanında olup, ilk inananlardan olmayı öyle isterdim ki…

Anne: Ahh ah..

Veysel: Sen de iman et anne! Hadi söyle sen de söyle huzura kavuş: La ilahe illallah

Anne:La ilahe illallah.

Veysel: Muhammedür Rasulullah.

Anne:Muhammedür Rasulullah.

Veysel: O’nu yakından tanımayı çok istiyorum. Keşke, keşke bu kadar uzakta olmasaydı. ( Anne öksürmeye başlar.)

Veysel: Sana su getirmiştim anacığım, sevdiğin soğuk pınardan.(Suyu bardağa koyar annesine verir.)

Anne: (Suyu içer) Sağol evladım! Sen ne güzel bir evlatsın, benim gören gözüm, elim ayağımsın.

Veysel: Annem, ne yapsam hakkını ödeyemem. Dur, sana yemeğini getireyim..

 

 

 

KORO:UYAN EY GÖZLERİM

Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail'in kasti canadır inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Kendi dillerince tesbihe baslar
Tevhit eyler dağlar taslar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan


Semavatın kapılari acarlar
Alemlere  rahmet suyu saçarlar
Seherde kalkana hulle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

3. SAHNE:
Anlatıcı: İslam güneşi dalga dalga bütün ülkelere yayılmaya başlamıştı. Veysel Karani’yi ciddiye almayan kişiler şimdi, ondan islamı öğrenmek istiyorlardı. Tabi bir istekleri daha vardı, uzak diyarlardaki O Peygamberi görmek...

(Kapı çalar, Ebu Seleme, Ebu Şaab, Ebu Raad gelir.)

Veysel: Buyrun, buyurun.

Ebu Seleme: Veysel seninle biraz konuşabilir miyiz?

Veysel: Tabi oturun hele.

Ebu Şaab: Veysel, aramızda uzun uzun tartıştık.

Ebu Raad: Sen haklıydın!

Ebu Seleme: Senin bize rehberlik etmeni istiyoruz.

Ebu Şaab: Allah’ı ve peygamberi, yapmamız gerekenleri öğrenmek istiyoruz.

Ebu Seleme: Biz de, senin inandığın Allah’a inandık ve peygamberine görmeden bağlandık.

Veysel: Rabbime şükürler olsun…

Ebu Raad: Düşündük ki Veysel, gidelim görelim peygamberi...

Veysel: Gitmek mi..

Ebu Şaab: Neden olmasın..Sen de istemez misin?

Veysel: İstemez miyim, hem de nasıl isterim, ama…

Ebu Seleme: Ama ne?

Veysel: Ben gidemem.

Ebu Raad: Neden Veysel? Aramızda O’nu en çok sen bekledin. Şimdi ne oldu da..

Veysel: Annem… O hasta haliyle onu bırakamam ben…(Bir müddet sessizlik olur.)

Ebu Seleme: Haklısın dostum..Ama istersen annene  bakacak kimse buluruz, sen merak etme!

Veysel: O bensiz yapamaz ki…. Siz gidin!.. Ben annemin gönlü razı olmazsa gitmem, gidemem…

 

KORO: GEL GÖR BENİ

 

     Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni beni kane
Ne akilem ne divane

Gel gör beni aşk neyledi

 

Gel gör, gel gör

Gel gör beni beni aşk neyledi


Gah eserim yeller gibi
Gah tozarım yollar gibi
Gah coşarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Gel gör, gel gör

Gel gör beni beni aşk neyledi

 

Gurbet elinde yürürüm

Dostu düşümde görürüm

Uyanıp Mecnun olurum

Gel gör beni aşk neyledi.

 

Gel gör, gel gör

Gel gör beni beni aşk neyledi

 

      4. SAHNE:

     (Veysel evine girer, oturur, durgundur.)

Anne: Kimdi gelenler oğlum?

Veysel:  Dostlarım.. Artık onlar da iman ettiler. Bana hak verdiler anne.

 Anne: E oğlum ne güzel , buna sevinmen gerekmez mi?

Veysel:Seviniyorum ya anne..(gözlerini siler.)

Anne:Ben seni tanırım oğul, bir derdin var belli, hadi oğlum söyle anneciğine derdini..

Veysel: Herkes peygamberi konuşuyor anne.. O’nun ne güzel bir insan olduğunu anlatıyorlar. Hayranlıkla dinliyorum.

Anne: İyi ya işte

Veysel: Ama uzaktan dinliyorum…

Anne:  Yanına gidemiyorsun, buna üzülüyorsun değil mi? Benim yüzümden…

Veysel: Keşke beraber gidebilsek seninle..

Anne: Görüyorsun oğlum, ne gözüm görüyor, ne de ayağım tutuyor. Nasıl giderim…

Veysel: O’nu görmeyi O’nu yakından dinlemeyi öyle istiyorum ki…

Anne: Sen olmasan ben ne yaparım oğlum..

Veysel: Gitmem annem, sen istemezsen, razı olmazsan gitmem. Peygamberimi  böyle uzaktan sevmeye devam ederim…

(Araya müzik girer. Sahne donar.)

Anne:  Git oğlum! Git selamımı da götür o kutlu peygambere.. Ama bir isteğim var, gidip de Peygamber Efendimiz’i evinde bulamazsan bekleme, hemen dön oğlum. Bekletme beni Veysel’im..

Veysel: (Sevinçle) Tamam anam! Ben gider hemen dönerim. Bir gün bile beklemem orda! Peygamberimi görür, hemen dönerim, hemen…

 

Anlatıcı:  Veysel Karani, uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra Medine’ye peygamberin evine gelir. Peygamber  evde yoksa geri dönecektir. Hasta annesine söz vermiştir. Büyük bir heyecanla kapıyı çalar.. Fakat kapı açılınca öğrenir ki, peygamber evde değildir. Tebük Seferi’ne gitmiştir. Çok büyük bir hayal kırıklığı  yaşar… Peygamberin evinin önüne kadar gelmiş , ama O’nu görememiştir. Şimdi annesine söz verdiği gibi Yemen’e geri dönmek zorundadır…

 

KORO: DÜŞTÜM KABE YOLLARINA

Başım açık yalın ayak
Düştüm Kabe yollarına
Günahıma ağlayarak
Düştüm Kabe yollarına
Dost ahbapla vedalaşıp
Nice sarp dağları aşıp
Halilullaha ulaşıp
Düştüm Kabe yollarına

Musul Bağdat ve Kerbela
Nurlar yağar her gün hala
Hoştur deyip kaza bela
Düştüm kabe yollarına
Bazen açım bazan susuz
Bazen yorgun  hem uykusuz
Sabır isteyerek sonsuz
Düştüm Kabe yollarına

Peygamberi görem diye
Taşına yüz sürem diye
Yoluna can verem diye
Düştüm Kabe yollarına
Dost ahbapla vedalaşıp
Nice sarp dağları aşıp
Halilullaha ulaşıp
Düştüm Kabe yollarına...

5. SAHNE:

Anlatıcı: Veysel’in Medine yolculuğunun ardından iki yıl geçmiş, hasta annesi  ölmüştür… Fakat  Veysel,  artık istese de Peygamberi görmeye gidemeyecektir. Çünkü Peygamber Efendimiz bu dünyadan ayrılmış, ahirete göç etmiştir.

(1. sahne dekoru/ Ebu Seleme, Ebu’l Kasem, Ebu Raad, Ebu Şaab,Veysel birlikte oturmaktadır.)

Ebu Seleme: Peygamber Efendimiz’in vefatı hepimizi derinden üzdü.

Veysel: Ahh peygamberim! Evinin, kapının önüne kadar geldim de hayatımda bir kez olsun göremedim seni…

Ebu Raad: Görmesen de,  O’ndan öğrendiğin sözleri tekrarlar durursun Veysel.. Sayende biz de huzuru bulduk.

Ebu Seleme: Baksana Ebu’l Kasem bile senin bu halinden etkilendi de müslüman oldu.

Ebu’l Kasem: Sana çok eziyet ettim Veysel.. Hatırladıkça kendimden utanıyorum.

Veysel: Ben Peygamberimden affetmeyi öğrendim Ebu’l Kasem. 

Ebu Şaab:  Ahh doğru söylersin..Çok affediciydi  Efendimiz.. Amcası Hamza’nın ciğerini söküp parçalayan Vahşi vardı ya, hani şu köle.. Onu bile affetmiş sonradan..

Ebu’l Kasem: Veysel, hakkını helal et bana!

     Veysel: Helal olsun kardeşim.    

     ( Sahneye Hz. Ali ve Hz. Ömer girer. )

     Hz. Ali: Selamün aleyküm.

     Ebu Seleme: Ve aleyküm selam kimi aradınız?

Ebu Şaab: Bunlar! Bunlar Peygamberimizin arkadaşları Ömer ve Ali, Medine’ye gittiğimde görmüştüm.

Hz. Ömer: Biz Veysel’i arıyoruz.

Veysel: Benim.

Hz. Ali: Sana peygamberin selamını getirdik Veysel!

Veysel: Emin misiniz? Bahsettiğiniz  başka bir Veysel olmalı, ben kim Peygamberden selam almak kim..

Hz. Ömer: (Eline bakar) Hayır hayır.  Peygamberimizin tarif ettiği  her özellik var sende.  Elindeki beyazlık, şeklin şemalin…Aradığımız sensin.

Hz. Ali: Efendimiz’den sana selam olsun.

Veysel: Ve aleyküm selam! Bana selam mı gönderdi Efendim?

Hz. Ömer: Evet! Bir de…

Hz. Ali: Bunu sana getirdik.(Elindeki hırkayı Veysel’e verir.)

Hz. Ömer: Peygamber Efendimiz hırkasını O öldükten sonra size vermemizi istedi.

Veysel: Rüya mı görüyorum! Peygamber hırkası giymek ha!

Hz. Ömer: Ne mutlu sana! Efendimiz bu hırkayı giysin ve ümmetime dua etsin buyurdular.

(Veysel hırkayı alır yüzüne sürer.)

Veysel: Tanır mıydı, bilir miydi  beni Peygamberim, hiç bahsetti mi benden? Hz. Ali: Peygamberimiz senden söz ederdi. Yemen’de bir Veysel var O’nun duasını alın derdi.

Veysel: Demek Yemen’li Veysel’i bilirdi Efendim..

Hz. Ömer: Bilirdi ya, sen gelmişsin ziyaretine de, göremeden geri dönmüşsün.

Veysel: Evet, rahmetli anneme söz vermiştim.

Hz. Ali: Sen O’nu göremedin ama, O sana ahirete göçmeden  selamlarını ve hırkasını  gönderdi.

Veysel: Allah’ım sana şükürler olsun! Şükürler olsun!

Hz. Ömer: Ne mutlu sana!

Anlatıcı: Annesine duyduğu hürmet , sözünü tutmak için gösterdiği gayret ve   Allah’a, peygamberine duyduğu sevgi  Veysel‘e Peygamber hırkası giydirdi. Ne mutlu O’na ve onun gibi olanlara !

 

 

Son olarak 6-C sınıfının hazırladığı hadislerle resimler adlı sunumu izliyoruz.

 

HADİSLERLE RESİMLER

Mü'minin mü'mine dayanışması, parçaları birbirine bağlayıp kuvvetlendiren bina gibidir.

 

Bir müslümanın diğer müslümana üç günden fazla küs kalması helal değildir.

 

Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyle yan yanayız.

 

Hediyeleşin ki, birbirinize sevginiz artsın.

 

Selamlaşın, aranızda selamı yayın!

 

Haberiniz olsun ki, müslüman müslümanın kardeşidir.

 

Öfkelendiğinde sus!

 

Gülümsemek sadakadır.

 

Din kardeşini güleryüzle karşılamak gibi doğal bir iyiliği bile sakın küçük görüp terk etme!

 

Hata yapanların en hayırlısı tövbe edenlerdir.

 

Kişi dostunun yolundadır. O halde sizden her biriniz kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.

 

Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.

 

Kişi sevdiği ile beraberdir.

 

Yemeğe başlarken Allah'ın adını anın, yani Besmele çekin.

 

Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman sadakadır.

 

 

Programımız burada sona emiştir. Hepinize teşekkür ederiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SEMİNER & EĞİTİM TALEBİ

Online/yüzyüze seminer veya eğitim talepleriniz için sitemizin üst menüsünde yer alan 
iletişim bölümünden bize yazabilirsiniz.
ŞEHİT ÖMER HALİSDEMİR
ANKARA NAMAZ


TWITTER